9 Mart 2012 Cuma
Sen Dur Dur
her daim, akışkanlar mekaniği iç dünyasına sahip bir erkişi olması gerçeğini ve potansiyel hararetini metrekareye ansızın yayabilecek olan üstün alman teknolojisiyle sertleştirilmiş olan surat ifadesini geçiyorum, beri yandan bir çok kifayete hasıl olmuş olan gülüşüyle de şaşırtabilen bir arkadaşımız kendisi. bölüm sonu canavarını yenme niyetiyle başladığı tiradların son cümlelerini, kelime sarfiyatını optimize etmek maksatlı, son nefesiyle sözcükleri gargara yaparak kullanması da cabası.
beyaz tv semalarında, ahmet çakarla beraber soyunmuş olduğu rol model, daha nice canlar yakacaktır. seviyor muyum? en azından ona karşı bir şeyler hissediyorum.
"çok bağırıyor", "konuşma adabından yoksun!", "edeb ya hu!" antalojik eleştirilerini yapan kitlenin temenni harfiyatını boşaltmak için söylüyorum sevgili rok; sorun sende değil, problemin çözümü sende ve bizde.
bugünkü yazısında tutunamayanlar'a sardırmış ve ucuz sol eleştirmenliğini edebiyat üzerinden de devam ettirmiş laf cambazı. yazısında tutunamayanlar'ın hemen ardından günlük'ü aldığını söylemiş ve yazılanları kendi anlamak istediği şekilde yorumlamaya devam etmiştir. halbuki günlük öncesinde diğer eserlerinden yola çıkıp, en sonunda günlük ve biyografi ile noktayı koymuş olsaydı; kırgınlığa dair sebepler hakkında çok daha farklı düşünüyor olurdu muhtemelen.
bu nedenle nasıl ki örneklerini topladığı 70'ler eleştiri parçaları, roman kuramı hakkındaki tek bir laf etmiyor ve kişisel algılar (yaşam biçimi) üzerinden ilerliyorsa; kendisi de aynı tipte empati ve bilgi eksikliği içerisinde yorumlamaya devam ediyor.
korkarım devamı da gelecek.
tutunamayanlar hakkında yazdıklarında haklı, biz bunları 15-20 yıldır, yaldır yaldır yazıyoruz zaten de; hükümete yamanmayı oğuz atay üzerinden meşrulaştırma çabası ironinin allahıdır ciğerim, yapsın istiyorsa yine de, komik oluyor valla billa.
mensubu olduğu tahifenin, "ne akp ne chp" çizgisini doğruluk ve etik öyle gerektirdiği için sürdürenlere yaptığı "iktidarsız" yakıştırmasıyla "oğuz atay tipi evsizlik"i nasıl birleştirdiğini anlamak için ise herhalde onların içtiklerinden içmek lazım. benim zavallı çapım almıyor.
bu abi herkese atar yaptı bi ara. lokallerde takılan adamlara falan laf çakmaya başladı. kahvede, sokakta falan filan.
herkes buna deli gözüyle baktığından kimse ses etmiyordu. ağzının payını veriyorlardı siktirolup gidiyordu tarık.
yaptığı salak şakalara, trollüklere prim veren ağır abiler de vardı arkasında çok fazla karışılamıyordu bazen.
sonra bir gün bir deli geldi hendek e.
kimseye benzemeyen. aslen hendek li olup volta da olmasından dolayı başka yerlerde takılan.
tarık ı öyle bir dövdü ki, dayak sonrasında tarık için, ölmüş akrabalarına selam falan verdi dediler.
döven cidden deliydi. abhaz bir abi.
tarık ayaklandı tövbe ettim dedi.
orospunun yemini organı görünceye kadar diye bir laf geçer ya laleli de bir azize de, heh işte o hesap.
tarık dayanamadı devam etti.
trafik kazası yaptı. komalık oldu. araba güzel kırmızı bmw pert.
fren hortumlarını zayıflatmışlar dendi, giderken yandan arabaya çarpmışlar dendi.
millet o kadar kinlenmişti ki, kimse üzülmedi.
sonra bu adam düzeldi. şimdi hendek te kendi halinde yaşıyor. en son bıraktığımda öyleydi en azından.
ben rok u bu abiye benzetiyorum.
bir gün biri öyle bir ayar verecek ki, insan ayarını alıp yoluna adam gibi devam edecek.
kendisi de her şeyden el ayak çekip, bağırtılarını sadece karısına falan yapabilecek.
yakın o günler.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder